7 Aralık 2017 Perşembe

Dantel Kafe ve Yeni Yıl Etkiliğimizden Haberler



Zamanla girdiğim yarışta bir türlü ipi ben göğüsleyemiyorum arkadaşlar.
 Buraya "Dün de şunu yapmıştım şu da olmuştu" diye başlayan bir yazı yazamadım gitti.
Laf aramızda, az önce taslaklarda yarım kalmış bir "2016 bilançosu" gördüm desem!
Evet..  Pes yani !   Pes bana !

Neyse ki şimdi anlatacaklarım 15 gün öncesine ait.

24 Kasım da arkadaşımın Öğretmenler Günü'nü kutlamak için yine Ulus'u seçtim. Dantel Kafe ye ilk kez geçtiğimiz yaz sonu Ankara ya henüz döndüğümde gitmiş,  Burada da paylaşmıştım.

O kibrit kutusu yer, o gün bu gündür sahibi Şükran Hanımın güler yüzlü misafirperverliği ve içeriyi dolduran sayısız eski eşya ile en çok sevdiğim mekanlardan biri.


Dışarıda Ankara soğuğu içeride sıcacık kuzine sobası. 

(Bu kuzine soba işin özü aslında. Yazarken aklıma geldi. Kuzineli ikinci kafe burası.
 Diğeri "Kafe Borges"di. O da geçen yıl neredeyse tüm arkadaşlarımı çekiştire çekiştire götürdüğüm yerlerden. Eskiden bir yakınlığım da yok kendisi ile. Kuzine ile yani.  Bizimki dışı emay kaplı kendi kazulet gibi bir  kömür sobasıydı ama başka evlerde fırınında börekler pişen kuzineyi görünce pek bir sevinirdim )



Kalk dolaş onu bunu elle.... Burada her şey satılık zaten. 


Hepsi hepsi "L" şeklinde küçücük bir yer. Bu görünen mutfak. 
Buzdolabının tepesindeki o turuncu minik fırın "frizga" imiş. Fırın+Izgaranın kısaltılmış hali :)
Arkadaşım ne zamandır arıyordu, bulduk :) Küçük bir pazarlık sonucu aldık da üstelik. 



Bakır güğüm köşe lambası olmuş, baş köşeye kurulmuş.

En çok gençler geliyorlar ne hikmetse!
 Biz yaştakiler eşyalara dokunup hikayeler anlatınca da dinlemeye bayılıyor pek çoğu : )


**********

Gelelim yılbaşı etkinliğimize.

Serçev'in iki kutlaması ar bu ay içinde Biri kuruluş diğeri yeni yıl kutlamaları.
Biz de hazırlanıyoruz ufaktan ufaktan.
20 kişi kadarız zaten. Evet daha önceki etkinliklere göre sayıca daha azız ama çok samimi, çok şeker bir katılım var. 

* Üç yaşındaki kızı ile ayraçlar boyayıp  " bilmem ki bunlar olur mu?" diye soruyor biri.
Olmaz mı hiç? Olur tabii ki.  Canı-ı yürekten olur!

* Feride Hanim çalışan bir anne. Gece uykularından feragat ederek diktiği "şapşik"lerini
 "pek de beceremiyorum ama. " diyerek gönderdi
.  ( Bu arada Şapşiklere ben bayıldım Size de göstereceğim zaten. Bakın kendine nasıl da haksızlık ediyor :)

* Türkan Hanım'ın Tontiş Kızları şimdiden evi şenlendirdiler. Eli neye değse güzelleştiren biri tarafından hazırlandıkları nasıl da belli.

 * Serpil Ablam yelekler örmüş. Yanına iki tane de amigurumi oyuncak koymuş.. 
"Tülin'im" diye başlayan satırlarla bana yollamış.

Biliyorum, enstrüman tutan ellerle akşamları çocuklarımız için yaka iğneleri ören de var,
 "benim en güzel saatlerim" deyip oyuncaklar diken de..

Kısaca;

 umut var, sevgi var, hesapsız kitapsız paylaşım var, güzel bir şey yaptığımıza dair inancımız var.  Daha ne olsun?


4 Aralık 2017 Pazartesi

Tiyatro / Muhteşem Diva





.

Kasım ayında doğum gün kutlamaları dahilinde gittiğimiz bir oyundu.
Miraç Eronat'ı ilk kez sahnede izledim. Çok değişik bir enerjisi var . Oyunculuğundaki samimiyet sakinlik insana sahnede kapı komşusunu izliyor izlenimini veriyor.


Oyun;

"Oyunda, New York Manhattan’da yaşayan eksantrik karakter Florence Foster Jenkis’in gerçek hikayesi konu ediliyor.
1940’lar; Florence Foster Jenkins müziğe fazlasıyla bağlı, tutkulu bir kadındır. Yıllardır içinde kalan opera şarkıcısı olma hayalini gerçekleştirmeye karar verir. Erkek arkadaşı St. Clair Bayfield ve piyanisti Cosme McMoon ona ellerinden gelen tüm yardımı yapacaktır.
Karşınızda “ Unutulmaz sesi”, “ilginç yorumu” ve “göz alıcı performansıyla” Florence Foster Jenkins."


Diye özetlenmiş DT'nun sayfasında.




Tiyatronun sayısız hayatları, bilmediğiniz dünyaları size sunmasına izin verin. 

Ben oyun çıkışında yaşamdan harika iki saatle ödüllendirildiğimi düşünüyorum her defasında.



Serçev ile 3 Aralık Dünya Engelliler Günü


 Serçev ailesi olarak 3 Aralık  Dünya Engelliler Günü'nü bizler 2 Aralık Cumartesi günü Ankara Cüneyt Gökçer Sahnesi'nde "Osmancık" adlı tiyatro oyununu izleyerek kutladık.





(görseller DT sayfasından alıntıdır )


Geçen yıl bir türlü bilet bulamadığım oyunda DT oyuncularından derneğimizin de Kurucu Başkanlarından Mehmet Gürkan'ı 
Ertuğrul Gazi olarak izlemekçok keyifli idi. Serçev hemen her yıl Devlet Tiyatrolarının bu anlamlı jesti ile kutluyor 3 Aralık'ı.

Sanat en güzel armağan. Sizce de öyle değil mi?



21 Kasım 2017 Salı

Işığınızla Kalpleri Bir Kez Daha Aydınlatır mısınız?

   

   
Biliyor musunuz, herkes gibi hayatı gelişine yaşamaya dalıp gitmişken, birden o dönemeçte buluyorum kendimi.  Bakıyorum, bahar gibi, gün gibi aydınlık bir yol uzayıp gidiyor önüm sıra.Tıpkı bugün olduğu gibi. 
Çok bilmiş göründüğüme, "benden kaçmaz" hallerime bakmayın ne olur. Çoğu zaman el yordamı ile buluyorum yönümü çünkü.
 Bazen de bir tatlı tesadüf pırıl pırıl bir ışık hüzmesi olup tam önüme düşüyor. Takip ediyorum ve bakıyorum ki, o yol ya hasta çocuklara  ya da bir huzurevinin acıtan yalnızlığında gün dolduran yaşlılara varıyor.

Yalniz çıktığım ve yalnız kalmaktan ölesiye korktuğum her başlangıçta 
hemen biri, biriniz tutuyor elimden. Oh... nasıl rahatlıyorum bilseniz...

Şimdi bu inançla yazıyorum size.


Yılın bu döneminde, yine   SERÇEV Yeni Yıl Balosu'nda ve LÖSEV Lösemili Çocuklar Derneği' nde dağıtılmak üzere çocuklarımız için hediyeler hazırlayacağız.



Belki "elimde çocuklar için bir şey yok ama yaşlılar için var" diyen olur. Olur, onları da Huzurevi'nde dağıtırız.



Ne yapabilirim diyenler için;



En kolayından el yapımı kartpostallara ihtiyacımız var yine. Duvarlarına panolarına asıyorlar sonradan. Gittiğimde gördüm ;) 




Bu uyku arkadaşlarına bayılıyor çocuklarımız. Özellikle hastane yatışı olan Lösev Çocukları. Bizim küçük, cesur savaşçılarımız.



Her zaman olduğu gibi el yapımı ve yıkanabilir olan oyuncaklar Lösev'e.






Pastel, kuru boyalar ve resim defterleri her zaman, her yerde  makbul hediye  :)

Belki işiniz çok. Almaktı, hazırlamaktı, postaydı.... Olur ya.  
O zaman sadece dualarınıza talibiz. Bir duanın içinde olmak ne güzel şey!

Tüm insanların sevildiğini, bir kalpte yeri olduğunu bilmeye ihtiyacı var. Sandığınızdan, sandığımdan daha çok. 
Bunu elimi tuttuklarında, bakışlarında görüyorum. Her biri hatırlanmanın sevinci ile gülümsüyor. Taa gözlerinin içinden geliyor mutluluk ve teşekkür.

Bu sevinçlerin ortağı olmak isteyenler bana yazsınlar lütfen.
Çünkü siz olmadan eksiğim. Siz olmadan yol alamam.

tlnbozkoyunlu66@gmail.com



Bir maniniz yoksa bu masa sizin için!

*****

Ve birlikte yürüdüğümüz yollarda yaşadıklarımız için buraya 
 TIKTIK lütfen



12 Kasım 2017 Pazar

Ekim Hasadı




Nursel Sökmen Bayram'ın "White Angels" Sergisini gezdik
  





 ***********









 'BOŞLUK' 

Hepimiz bir "boşluk" yaşıyoruz hayatta.
Göçler, ayrılıklar,uzaklıklar, maddileşen değerlerle değersizleşen insan yaşamı; 
boşluğun sardığı kocaman bir çemberin içindeyiz aslında.... Diye anlatılıyor serginin teması.









***********




Büyük şair Nâzım Hikmet’in ölümsüzlüğünün 54. yılı anısına hazırlanan resimlerden oluşan bir sergi bu.




Ressam Haydar Özay'ın 44 eserinin yer aldığı sergi, “Salkımsöğüt” ve “Masalların Masalı” gibi Nâzım Hikmet’in şiirlerinin resimsel yorumlarından, büyük şairin şarkılarının sözlerini yazdığı “Lüküs Hayat” operetinden yapılmış resimlere kadar uzanıyor.





**********

Ve çok beğendiğim bir tiyatro oyunu;

“Neyzen Deli mi, Veli mi…” 





3 Sergi  + 1 Tiyatro Oyunu  + 1 Müze... Ne kaldı?




5 Kasım 2017 Pazar

Bebek Hırkası



Ortaokul yıllarında böyle kızılderili esintili (!) bir kazağım ardı.
Neredeyse diğer tüm kazaklarım gibi onu da annem örmüştü. 
Çok severek giymiştim o pembe kazağı.

Öyle bilinen yakadan başlama bir hırka örecektim göya.
Hatta uslu uslu robaya kadar da örmüştüm bile.
Sonra upuzun bir yoldan, bir dolu hatıra,  pembe kazağımı da kollarından tutup getiriverdiler gözlerimin önüne.

Bu hırkanın onu hatırlatan iki yanı var. Biri üst kısmının haroşa örülmüş olması,
diğeri elbette saçakları.
İyisi mi, bir dahaki sefere birebir aynısı bir kazak öreyim ben. 
Olmuyor böyle "tut" diyen anının kuyruğu olmak canım!





Bir sahibi çıkana kadar, elime geçtikçe bana güzel günleri hatırlatmaya devam edecek.

Anne elinden giyinen, bayramlara sevinen, okul dışında rast geldiği öğretmenlerine yüz metreden başı ile selam çakan ne güzel çocuklardık.

Kasım ile gelen bu yeni mevsim güzelliklere açılan bir kış olsun.
Kimseler soğuktan üşümesin, aç açıkta kalmasın, karnı da kalbi de doysun inşallah.
Amin





31 Ekim 2017 Salı

8.Çağdaş İtalyan Filmleri Haftası ve Sergiler


8.Çağdaş İtalyan Filmleri Haftası'nı bu gülücükle ben başlattım, ben kapattım arkadaşlar.
Şöyle ki; bir açılış gecesi filmine gidebildim, bir de son gün kapanışta gösterilene.
Çok güzel iki film izledim sonuç olarak.

"Bırak Kendini" Bilinen bir konunun, yine bence bilinen tipik İtalyan ailesi tarafından yaşanması ile  gelişen komik olayları anlatıyor. Salon kahkahalarla çınladı resmen  :)

"Robot Jeeg" ise Bilim Kurgu türü filmleri sevmediğim konusunda kendimi sorgulamama sebep oldu.
Bir yerlerde en iyi film seçilmiş geçen yıl.
Velhasılı, aslında gösterimine gitmek istediklerime gidemedim, istemediklerimi izleyip çok beğendim. Size de oluyor mu böyle?
Hani ayaklarınızın geri geri gittiği bir yerden ayrılmak istememek, tatmak istemediğinizin dibini kazımak halleri?


Sonra, Ressam Sabiha Aker'in ÇSM deki pastel notürmort çalışmaları sergisini gezdim.
Hayran kaldım.







****
Fotoğraflarla Peru'yu tanıdım sonra.
Geçmişin İzleri Bugünün Renkleri adlı sergide.

Aslında tanıyorum da, sadece atlayıp gidemiyorum. Bendeki problem bu. 
Bilmeyince, öğrenmeyince sorun yok zaten. Ne özeniyor ne de hayal kuruyorsunuz.
Bilmeye gelince;
Benim gibi bir koleksiyonerseniz, küçücük objelerin ait oldukları yerlerin hikayelerini araştırıyor, üstelik onları fotoğraflarla destekleyip paylaşıyorsanız öğreniyorsunuz işte.

En son Portekiz deki Nazere Kasabası, kasabanın balıkçı kadınları hakkında bir dolu şey okudum.
Niye mi?






 İnkaların Güzel Ülkesi
Kasım ayımda Peru Filmleri Haftası var Ankara da. Umarım gidebilirim en azından yine bir
açılış, kapanış yaparım diye umuyorum. 





Dünyanın 7 Harikasından biri olan, yerli dilinde Yaşlı Dağ anlamına gelen 
Machu Picchu Dağı Cusco kentinde bulunuyor ve hala aktifmiş. Bakın dumanı tütüyor  :))




Harç kullanılmadan, kocaman kayaların kilit sistemi ile yerlerine oturtulduğu bu duvarları
youtube dan izlediğim bir gezi programında görmüştüm daha önce.



Lamalar And Dağlarının çilesini çeken sevimli evcil develer.
Baksanıza, insan o uzun boynuna sarılmak istiyor adeta.


Pek çoğumuz Nazca çölünde yer alan gizemli devasa büyüklükteki Nazca Çizgilerini  
Eric von Daniken'in Tanrıların Arabaları kitabından duymuşsunuzdur.

450 km2 lik bu alan 1994 yılında Unesco Dünya Kültür Mirası Listesine alınmış.

****

 Bir de fotoğraf sergisi var sırada.


30 DORADUS

Abidin DİNO Sergi Salonunda fotoğraf  sanatçısı İpek Uğural doğumuna tanıklık ettiği 30 bebeğin fotoğraflarını sergiliyordu. 
Ömürleri hayırlı, sağlıklı, upuzun olsun inşallah.
Mesleği için;"Işığı ve renkleri biriktiriyorum" diyor. Ne hoş bir tanımlama.