20 Şubat 2014 Perşembe

Serçev den Teşekkür






Dün Sevgili Sibel ile birlikte bağışlarımızı teslim etmek üzere Serçev'e gittik arkadaşlar.
Her zamanki gibi gülen yüzler ve güzel sözlerle karşılanınca kendimi yine evimde hissettim.
Sibel'in derneğimiz ve yetkilileri ile bu ilk karşılaşmasıydı. 
Gördüğü samimiyet ve verilen bilgiler üzerine o da çok duygulandı.
Masamızdaki ürünlerin satışından elde ettiğim 800 tl ve Sibel'in masa kiralarından edindiği 1300 tl,
toplamda 2100 tl gibi bir meblağ Kurucu Başkan Mehmet Gürkan Beyefendi ye teslim edildi.

Onlar da bizi onurlandırmak üzere teşekkür belgeleri hazırlamışlar.
Bana ve Sibel'e, şaşırtan çok güzel bir sürpriz oldu  : )



( Ülkemizde bir ilk; Serçev'in Engelsiz Oyun Parkı )

Bizim sırtımızdan kocaman bir yük kalktı diye düşünmemiz sadece 1-2 saat sürdü.
Çıkışta oturduğumuz kafe de Serçev için hemen yeni bir proje ürettim çünkü  ; )
Çünkü çocuklar hep kıymetlidir. Çünkü hepsi çok özel ve çok güzeldir.
Ama Yüce Allah'ın farklı noksanlıklarla bizlere emanet ettiği canlar bir başkadır.
Onların ve ailelerinin çok şeye ihtiyaçları var. 
En çok da sevildiklerini bilmeye.
Ben onları çok seviyorum.
 Bu satırları okuyan sizlerinde sevdiğini biliyor, dahası bunu yüreğimde hissediyorum.
Ve,
bana ve onlara bu duyguyu yaşattığınız için size çok ama çok teşekkür ediyorum.

*********

Bu arada Teknikerler Birliği'nde yürüttüğümüz "mavi kapak kampanyası" devam ediyor.
Önceki gün 350 kg lık plastik kapağı Omurilik Felçlileri Derneği ne teslim ettik.


Bu 4. ve en verimli kampanyamız oldu diyebilirim :)
4 Kampanya= 4 Tekerlekli iskemle :))

Bu kısacık ay bitmeden yapmam gereken iki şey daha var.
Biri henüz doğmadan yetim kalmış bir bebek, diğeri yeni açılan bir huzur evi için.

Ne bereketli bir faaliyet oldu şu
"Meleğim Olur musun" 
Görüyorsunuz ya, her şey sizin sayenizde efendim.
Sayenizde.






16 Şubat 2014 Pazar

Serçev için düzenlenen Kermesimiz

 Üç gün süren güzel bir hikaye bu.
 Bir kermesin resimli romanı neredeyse.
 Konusu sevgi, iyilik ve dostluk üzerine.


 İlk günün sabahı Azra Melek bize kutu dolusu 14 Şubat kurabiyeleri ile start verdi.
Burada linki vereceğim tek bağışçım o benim. 
Çünkü ben onun nasıl biri olduğunu anlatabilmekten acizim.
Siz bakın, görün ve bana hak verin diye. 


 " Halil İbrahim Sofrası "adını verdiğimiz masamız. 
Sattık sattık eksilmedi arkadaş! Bizde sonunda "bu işte bir sihir var" dedik.


 Şule'nin ünlü kocakarı iğnedenlikleri sergiyi gezmeye gelenleri masamıza mıknatıs gibi çektiler.
Öyle ki satılmasınlar diye çok direndim.
Ama baksanıza, çok güzeller değil mi? Sonunda biri benim oldu :))


 Nazanım'ın iş arkadaşları. Hem ördüler, hem diktiler, hem de gelip alışveriş yaptılar.
Neşeli, güzel bir grup kadın bize uğur getirdiler.
Laf aramızda, ben onlarla daha ne kermesler yaparım :) 
Onlara şimdiden söylemiyorum, kaçışmasınlar diye.




 Masamızdan bakınca, katılımcılar, ziyaretçiler.




 Sevdiye Hanım iki bebek battaniyesi getirdi standımıza, görseniz pofur pofur şeyler.
Daha elimdeyken sattım gitti :)



Kendisi de ne güzel boyamalar yapmış, bakar mısınız..




 Fiamma Şule'nin Ankara da yaşayan akrabası Hülya Hanım, bize takılar getirdi renk renk.
Bütün bir gün de yanımızda oldu sağ olsun.


            Eski tanıdıklarla yeniden ve fiziken karşılaştık. Çiçek ve Hanımeli Forumdan Sercan. Adı gibi can.




 Ahunur Hanım en kokoş masanın sahibiydi. Zarifliği ile de renkti.
Son derece şık masa örtüsü ve düzenlemesi  ile 
masasına dertsiz kumaştan örtü seren bana inceden bir ders verdi ;)
Olsun, zaten bizim masanın örtüsü üzerindekilerin çokluğundan görünmüyordu ki :))
Bir de sürekli çay, kahve...E, iyi de yapmışım.
Bu arada misafirlerimiz de hiç bitmedi, Allah bitirmesin.






Bakın bu güzel anne-kızı anlatmadan geçemem.
Elişlerini birlikte üretmişler.Nasıl özendim saygı dolu ilişkilerine.
Günün sonunda hanımefendi bir rahatsızlık sonucu edindiği tekerlekli sandalyeyi de
 bize bağışlamak istediğini söyledi. Önümüzdeki hafta Serçev'e teslim edilecek.


 Hayriye, mayriye, mayri...Blog adının çıkış noktasıymış bu tekerleme.
Bu iki Hayriye'nin arasında bir Tülin olan fotoğraf da vardı ama şimdi bulamadım.
2+1 gibi olmuştuk :)


Aman da benim komşularım! Aynı mahallede oturuyormuşuz haberim yok.
Ahşap boyamalar yapmışlar geldiler.
Bize de kalemlikler, kutular bağışladılar. Gelecek yardım etkinliklerinde bulunmaya da söz verdiler.
Daha ne isteyeyim? Sağolsunlar.


 Bu becerikli hanımda Sibel'in kermesi düzenlerken en büyük yardımcısı, ablası.


 Ay, sayamıcam şimdi!  Biz işte...


Aman da, annesini de süslermiş  :))...Nalan ve kızı Nimet.


 Ara sıra üşüdüğümü hissettim, bir de ayaklarımın zonkladığını. 
Sarınıp sarmalanmışım, ne dinliyorsam öyle pür dikkat?


 Euroflora bizi hatırlayan tek firmaydı diyebilirim. 
Hepimizin şık birer kapı çelengi oldu sayelerinde .


 Hah, işte üç gün deliler gibi dolanıp tek gram zayıflamamamın sebepleri.
Kısırlar, dolmalar, pastalar nasıl da lezzetliydi. Yeme de dur1
Ellerine sağlık hepsinin. Bana da afiyet olsun.


Ben, Şule, Müzeyyen Hanım.
Müzeyyen Hanım kişiye özel mutfak takımları dikiyor. Nasıl anlatsam ki, başlıbaşına ayrı bir yazı konusu kendisi. Valla öyle her şeyi beğenme gibi bir huyum yoktur. Kibarlık adına bile yapamam bunu.
Lakin bu hanım müthiş! Hele Serçev için bağışladığı bir horoz ekmeklik, bir de fincan ekmeklik vardı ki, 
tek kelime ile bayıldık. Kermes sonunda  kendisini gönüllü yaptık, aramıza kattık .
Dünden hazırmış garibim :)


Biz güzelliklerle dolu üç gün geçirdik. Sadece Serçev'e destek olmak için eli kolu dolu gelen, bağışçımız Şule'ye, 
akıl hocamız Serpil Ablama,
 haftalardır bu kermes için koşuşturup Ankara da bir ilki başaran ve üstelik toplanan masa kiralarını SERÇEV'e bağışlayan Sibel'e,
 el emekleri ile gözümüzü şenlendirenlere,
 herkese, herkese gönülden şükranlarımı sunuyorum.



Ve, perde!!!!




13 Şubat 2014 Perşembe

Kermesimizin İlk Günü, Güzel Günü



Şule den alıntı;

 Yenimahalle Belediye Baskani Fethi Yaşar bey'in bugun açılışını yaptığı sergimizden goruntuler.
Baskentimizin hobilerini uretime donusturen güçlü kadınları Belediye Baskanimiz acilis konusmasi ile sizlere hep destek, tam destek sozu verdi ki tum il genelindeki belediyelerimize ornek olmasını yurekten temenni ediyorum. Ureten kadın, buyuyen Turkiye.

********
Şule ile birlikte donattığımız masamızın geliri Serçev'e demiştim.
Spastik çocuklarımızdan birine tekerlekli sandalye almak için.
Sağolsunlar bu sabah erkenden dernekten gelip afişlerini astılar, bülten ve teşekkürlerini bıraktılar.


 Ben de altında Yenimahalle Belediye Baskanı Fethi Yaşar Beyefendi
 ve kermesi düzenleyen sevgili Sibel ile birlikte poz verdim böyle.


Ne güzel bir salon değil mi?


Yok yok şımarmadım. Sadece konuşuyorum ( günün uyumadığım diğer tüm saatlerinde olduğu gibi :))


Bloggerlar, marifetli hanımlar arada kaynayan ben.

Fotoğraf makinamı şarjı biten pillerle götürünce fotoğraflarıda Şule den arakladım.
Yorucu ama çok güzel bir gün geçirdim. Çok güzel insanlar tanıdım, hediyelerle sevindim, 
satışlarla mutlu oldum.

Daha bunun yarını, öbür günü var kısmetse. Duaya devam dostlar, valla kabul oluyor sizinkiler :)


12 Şubat 2014 Çarşamba

Hayat Geçip Giderken


 Denizi bir anne şevkati ile göğsüne alan o şehre gittim, döndüm. 
Dostlar, tanıdıklar, uzun zamandır görülmeyenler, dualar, kah ağlayıp kah gülümsemeyle geçti günler.
İlk günlerin kalbimizi ezen ağırlığından sonra, eve yakın yerlere küçük kaçışlarla teselli ettik birbirimizi.


 Bazen bir öğün yemek, bazen bir kahve için iki adım ötesindeydi deniz. 


Koşturup kızıllığı yakaladık bazen,


bazen de sevinçle yol gözledik.
Ve nihayet "Güpgüp" ve şeker annesiyle buluştuk.


Birileri hayatınızdan çekip giderken, yeni sevgililer geliyor tüm şirinliğiyle.
Hiç birinin yeri diğeriyle aynı değil elbet. 
Lakin hayat denilen şey insanlara acıyı ve tatlıyı aynı anda sunma becerisine sahip işte.

*******
Ve yarın;
Yenimahalle Belediyesi Nazım Hikmet Salonundayız kısmetse.
Meleğim Olur musun orada olacak.
Sizlerin gönderdikleri, benim ve arkadaşlarımın el emeklerini satıp gelirini 
Serçev'e bağışlamak niyeti ve çabası ile.
N'olur dua edin bize. 
Engelli bir çocuğumuz için tekerlekli sandalye alabilecek kadar gelirimiz olsun.
Olsun da, umutlar yeşersin, gönlümüz yeniden şenlensin.


7 Şubat 2014 Cuma

Şükran Teyze




    Ben hep onun gibi bir anne olmak istedim.
    Çünkü bugün bile sevgisini sabra çevirebilen ve bunu her daim göz bebekleri içinde taşıyan başka bir anne görmedim ben.
     O, yaşadığı sürece küçücük yüzünde  hep kocaman bir tebessüm taşıdı. Hayatın dayatmalarına, her türlü zorluğuna, geleneksel bir tevekkülle karşı durdu.
Tek silahı şevkati olan bir tür kahramandı benim için. Çünkü hayat dediğimiz şey, mücadeleye etmeye değen, harika bişeydi onun gözünde.
Bütün çocuklarına olduğu gibi, evimizin altıncı çocuğu dediği bana da her zaman engin bir hoşgörüyle yaklaştı. Zaten onun sımsıcak varlığının yanında, kendinizi hep masum küçük bir çocuk gibi hissederdiniz.
Şımarmaya,yanılmaya, sebepsiz mutlu olup, yine sebepsiz isyanlara hakkı olan küçük bir çocuk.
En kötü anınızda, size sunacağı ve sizin asla aklınıza gelmeyen güzel bir yön bulur, aslında yaşından beklenen sıradan teselli sebeplerine sığınmazdı.
Eğitiminiz, bilginiz ne olursa olsun, hayattan o güne kadar ne öğrenmiş olursanız olun,o sizin için mutlaka yeni bir pencere açar, ruhunuzu kaplayan karanlığı o pencereden dolan ışıkla alt etmenizi sağlardı.
Velhasılı, onun yanındayken hayat basit, coşkulu, hafif  ve güzel bir şeydi.
  Artık O yok.... Gitti ve her şey salt gerçek haliyle nasıl da soğuk...
Ben bugün bu satırları onun kırk yılını geçirdiği evinde, kardeşlerimin yanında, tam da onun istediği gibi yüzümde ondan çaldığım tebessümle yazıyorum. Her gidenle ruhumun ne kadar fakirleştiğini çaresiz hissederek.
  Sizin yaşamınızda bir "Şükran Teyze" niz var mıdır bilmiyorum. Bildiğim, eğer varsa siz de benim gibi şanslınız demektir. Keyfini çıkarın....