29 Eylül 2011 Perşembe

Nur Firarda

Nur Firarda adlı film vizyonda arkadaşlar .
Bir süredir tedavi için gidip geldiğimiz hastaneden büyük oğlumun işbirliğiyle ve
tekerlekli sandalye vasıtası ile kaçan annem sayesinde
bugün Harikalar Diyarı Parkı'nı gezmiş olduk.
********
İşbirlikçisi ile ağaçların arasında gözden kaybolmadan önce...

İskeye de çıktık.

Köprülerden geçtik,

Masal Adası na vardık.Burası gerçekten bir ada.

Masal ve çizgi roman kahramanlarına hiç bu kadar yakın hissetmemiştim kendimi.
Atıl Kurt !

Alaaddin ve Şehrazad.

Bu kahramanların adlarını ezbere söyleyebilenler el kaldırsın !
Hadi birini ben söyleyim.Dr.Sallaso (doğru mu yazdım?)

Akşam oluyor :(

Yolunu şaşıran Köroğlu'na otobüs durağını tarif ettik.

Asterix'in evi bana Banu'nun evini hatırlattı :)

Oburix.
''Taş taşırım,laf taşımam''-kamyon arkası cümlesi.

Arka tarafta Çakmaktaşlar var.Görüyor musunuz,ma'aile dizilmişler.

Yazık,Gulliver'in boyaları dökülmüş.
Günümüzde bazı siyasetçilere olduğu gibi :)

Ada'ya uzaktan bakış.

Uzun zaman evinden çıkmayan annem bugün lunapark çocuğu gibiydi.
Eve döndüğümüzde onun aklında bunca kahramandan Red Kit ve Daltonlar kaldı :))
Onun tabiri ile ,hani şu çöpten adamlar.

28 Eylül 2011 Çarşamba

Dinlenme Tesisleri

Sürücüler için evet.Dinlenme Tesisidir bu yerlerin adı.

Ya yolcular için?Aracın içinde ne yapıyoruz ki dinlenelim?

Benim için molanın son dakikasına kadar dolaşma yeridir :)Değişik tadlar arama,inceleme ve hatta aranma yeridir.

Çünkü yanımdakiler beni genellikle kaybeder?
Severim ben bu 24 saat canlı mekanları.
Şimdilerde hemen hepsinde kitap standı görmek çok hoş ayrıca.
Hep otomobil,otobüs mü?
Sürücü sürücüdür ve dinlenmek hakkıdır değil mi?

Nazarlıklar hep ilgimi çeker benim.Bir de böyle anlamlı cümlelerle süslenince..

Bu kareler son yolculuğumdan (bu cümle biraz tuhaf mı oldu ne).
Bolu dan dağında biryerlerden.





27 Eylül 2011 Salı

Bilge Ve Ben



Kimi zaman bir piyanonun başında,

kimi zaman bir ağacın altında.
Hep sevgiyle.

24 Eylül 2011 Cumartesi

Uzun Kulak








Amigurumilerimin sonuncusu bu Uzun Kulak.

Kullandığım ip biraz ince olunca bitirmem de biraz uzun sürdü.

Amigurumi çalışanlar bilir,en zor aşama ifadesidir.

Sevimlilik hiç de öyle kolay değil ;=)

Uzun Kulak da tuttu ama...Sizce?

22 Eylül 2011 Perşembe

Hayat Geçip Giderken

Balkondan ilk lavanta hasatım.

Azlığı hevesimi kırmıyo asla.

Seneye daha çok olacak kısmetse.

Beklerim ben..

Üç gecede üç kitap okudum.

Emrah Serbes erkek çocuk öykülerini nane şekeri tadında yazmış.

Çok beğendim,çok eğlendim.

********
Örgü kitap ayracıma özel poz verdirdim,sizde benim gibi sevin diye.

Arkadaşım güzelim hediyelerinin yanına bu kartı ekleyip,içinede övgü dizince...

Bayıldım,ne diyeyim?

Biber salçası balkonda güneşlenir,
fasulye turşusu kavanozda zamanı kendince tüketirken ????

Afedersiniz.
Gelip gidip boynumu öpen oğlum yüzünden cümlenin devamını getiremiyorum :))
İşte böyle birşeyler yani.
*******
(Alp,bak yazarım demiştim.Yazdım işte)

19 Eylül 2011 Pazartesi

İngiliz Danteli /Dantel Anglez





Rüveyde Teyze nasıl bir sabırla işlemiş incecik incecik.

Eski valizden ben çıkardım,serdim,sevdim.

Bir de tembihledim ayrılmadan Çalıkuşu'mu.

Burada kalsın,kaldırma sakın. Diye ;)

17 Eylül 2011 Cumartesi

Bebek Pelerini



Hem çok kolay bir örnek,hem kolu,bacağı yok.
Örmesi bu yüzden çok zevkli oldu.


Gerçekten ''Öyle bir geçiyor ki zaman'' derken,
''Fatmagül'ün hiç suçu yoktu '' diye düşünürken bitiverdi.

(pattern from ravelry)


16 Eylül 2011 Cuma

Kalemlikler

Belli oluyor değil mi?
Küçük Prenseslerimden biri için yaptım bu kalemliği.

Bu da yaşça biraz daha büyük bir hanedan mensubu için .
Dikkatinizi çekerim,büyüklüğü sadece yaşça.
Cıvıltısı,tertemiz yüreği,pırıl pırıl bakan gözleriyle
fazla farkları yok birbirlerinden benim gönlümde.

15 Eylül 2011 Perşembe

Üzüm Reçeli


Ben de bir gün herkesin yiyeceği reçellerden yapacak mıyım?
İnşallah diyelim.
Şimdilik,kavun,üzüm ve elmalı portakallı limonlu reçel yaptım.
Üzüm reçelini çok öncelerde bir yaz tatilinde Suziş ile birlikte yapmıştık.
Kefken deydik,ben reçelsiz kahvaltı yapamıyordum,paramız azdı
ve üzüm reçeli için çok az şeker gerekiyordu :))
Çok gezdiğimiz,çok güldüğümüz bir yazdı.
Bugün reçelimi yaparken tam da bu sebepten gülümsedim durdum.
Sevdiklerimin hayatımdan geçip gitmelerine izin vermedim elimden geldiğince.
Vefa mı denir bilmem. Karşılıksızsa işe yarar mı onu da bilmem.
Bildiğim yerine yenilerini koyamadıklarımıza sımsıkı sarılmamız gerektiği.


14 Eylül 2011 Çarşamba

Evimden

Filler bana vefayı,aidiyeti,gücü,sadakati ve daha bir çok güzel duyduyu hissettirir.
Şimdilerde tüm bunlar çok zor bulunduğundanmıdır,nedir filler evimde her yerdedir.
Severim işte.
Tüm sevilenler gibi kıymetlidirler o yüzden . Bu süslü şeyi,bana Ayşegül Hindistan da kitabındaki fili hatırlattığı için almıştım :)
Sahi benim kitabım duruyor,ya sizin ki?
Sakın yok demeyin.
Dünyanın en güzel çizgileridir bana göre.

13 Eylül 2011 Salı

İp Uçlarını Takip Edince

Yaşamımızda yer verdiğimiz her şey kişiliğimizin ip uçları bence.
Bu yazıdaki kareler şimdilerde etrafımda görmekten zevk aldıklarım.
Zaman zaman çoğunu kaldırır,göze çarpmayan yerlere koyarım.
Neden?Bilmem.
Ama vazgeçmem hiçbirinden,biraz uzaklaşırım o kadar.
Bardaklarım çok değerli.
Yıllar evvelinden sevdiklerimin dudak izlerini saklıyor incecik camında.
Hani şairin İstanbul'un bütün meyhanelerini dolaşıp bulamadığı izlerden.
40 Küsur yıl önce Almanya dan geldi beyaz at.
(Prens hala kayıp)
Minicik bir şey.
Başucumda büyük abimin yaptığı tahta rafda dururdu.
(Arkası Yarın)

10 Eylül 2011 Cumartesi

Magnet mi?

Aslında sevmem dediğime bakmayın siz
Bir düzen,intizam dahilindeyseler severim de bal gibi.
Benim dolabın üzeri biraz albüm gibiyse de...
Deniz manzaralı olanı kuzucuğum hediye ettiğinde,
hiç arkasına bakmamış dayamışım konsola.
Sonradan gördüm ki arka kısmı boydan boya mıknatıs :o
Dururmuyum?
Bütün minti çerçevelerin arkaları mıknatıslı reklam magnetleri ile kaplandı.
Zamanın içinden bana bakan minik suratlar var şimdi mutfağımda : )

9 Eylül 2011 Cuma

Off...Çok Çalıştım,Çok

Bir küçücük fıçıcık.İçi renk ve ışıltı dolu.

Daha çok çimen yeşilleri,

deniz mavileri ile.

Magnetler,broşlar,iğnedanlık da yaptım.

Kış kapıda.Dedim.Bir de bere ördüm adressiz.

Peki saçılıp,dağıttıklarım bitti mi dersiniz?

Ne gezeer?

Araya iki Eskişehir günü,iki de hastane koridorları turu sıkıştırınca yok,bitemedi.

Şimdi sizleri bir dolanayım.

Bakalım kimler çalışmış ben yokken?

Kırmızı kurdeleleri hazırladım,uzatın yakaları ;=)